Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum, Petersberg Climate Dialogue kapsamında Berlin’de düzenlenen toplantıda COP31’in eylem gündemini ve Türkiye’nin yaklaşımını anlattı. Kurum, Türkiye’nin uluslararası krizlerde üstlendiği yapıcı rolü COP31 sürecinin her aşamasında sürdüreceğini vurguladı.
Konuşmasında iklim krizinin giderek ağırlaşan etkilerine dikkat çeken Kurum, kuraklığın yılda 300 milyar dolardan fazla ekonomik kayba yol açtığını, deniz seviyesindeki yükselmenin ise özellikle Akdeniz kıyılarında ciddi aşınmalara neden olduğunu ifade etti. Ekosistemlerin, yaşam alanlarının ve geçim kaynaklarının tehdit altında olduğunu belirten Kurum, toplumların uluslararası sistemden somut çözümler beklediğini söyledi.
Fosil yakıtlar
Enerji arz güvenliğinin kritik başlıklardan biri olduğuna işaret eden Kurum, son dört yılda küresel ölçekte ikinci büyük enerji krizinin yaşandığını hatırlattı. Bu süreçte fosil yakıtların güvenli bir çözüm sunmadığının ortaya çıktığını belirterek, COP28 Dubai’de vurgulanan enerji çeşitliliği ve alternatif kaynaklara yönelimin önemine dikkat çekti.
Türkiye’nin bu alandaki adımlarına değinen Kurum, son 10 yılda yenilenebilir elektrik üretiminin üç katına çıkarıldığını ve enerji verimliliğine 10 milyar doların üzerinde yatırım yapıldığını söyledi. Ayrıca 2035 yılına kadar her yıl en az 8 gigawatt yenilenebilir enerji kapasitesi eklenmesinin hedeflendiğini, 2030’a kadar ise enerji verimliliğine 20 milyar dolardan fazla yatırım yapılmasının planlandığını aktardı. Ancak tüm ülkelerin aynı hızda ilerleyemediğini belirten Kurum, küresel kaynaklarla ihtiyaçlar arasındaki farkın birlikte kapatılması gerektiğini vurguladı.
COP31’de “Sorumlu Yönetim” vurgusu
COP sürecine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Kurum, çok taraflılığın zayıflamasına rağmen hâlâ ortak çözüm iradesinin sürdüğünü ifade etti. COP31 Başkanlığı olarak süreci güçlendirmeye kararlı olduklarını belirten Kurum, ülkelerin Ulusal Katkı Beyanları’nı ve şeffaflık raporlarını sunmasının önemine dikkat çekti. Ayrıca iklim finansmanının artırılması, özellikle kırılgan ülkelerin desteklenmesi ve Yeşil İklim Fonu gibi mekanizmaların güçlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.
Kurum, COP31’in sadece müzakere edilen değil, somut sonuçların alındığı bir zirve olması gerektiğini belirterek “diyalog, uzlaşı ve eylem” ilkeleriyle hareket edeceklerini söyledi. Bu kapsamda dokuz tematik öncelik belirlediklerini ifade eden Kurum; temiz enerji, döngüsel ekonomi, endüstriyel karbonsuzlaşma, okyanusların korunması, gıda güvenliği, iklime dirençli şehirler ve gençlik katılımı gibi başlıkların öne çıktığını kaydetti.
Antalya daveti
Ayrıca Küresel Uygulama Hızlandırıcısı adı verilen yeni bir mekanizma üzerinde çalıştıklarını açıklayan Kurum, bu yapının kamu, özel sektör ve sivil toplum aktörlerini bir araya getirerek somut sonuçlar üretmeyi hedeflediğini belirtti. İklim finansmanına yönelik uluslararası yol haritalarının da bu süreçte belirleyici olacağını vurguladı.
Türkiye ile Australia arasında COP31 sürecine yönelik ortak bir vizyon bulunduğunu ifade eden Kurum, farklı kapasite ve deneyimlerin birleştirileceğini söyledi. Zirvenin 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirileceğini hatırlatarak tüm ülkelere davette bulundu.
Kurum, Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Türkiye’nin kapsayıcı ve çözüm odaklı bir yaklaşım sergileyeceğini belirterek, COP31’in yalnızca bir zirve değil, küresel iklim mücadelesinde gerçek bir dönüm noktası olabileceğini ifade etti.