Sosyal medyada içerik üreticilerinin, gittikleri Avrupa ülkelerinde yaşayan gurbetçilerin kendilerini gördüklerinde Türkçe konuşmadıklarından ve ilgilenmediklerinden şikâyet ettikleri videolarına sıkça rastlıyorum.
Geçtiğimiz günlerde bir kişi Brüksel’den İsveç’e gelmiş; İsveç’teki gurbetçilerin kendisine soğuk davrandığını belirterek sitem ediyordu.
Bu duruma ilişkin önce başımdan geçen bir olayı aktarayım:
Stockholm Merkez Metro İstasyonu’ndan trene bindiğimde yanıma Türkçe konuşan, 30’lu yaşlarda bir çift oturdu. Kadın eşine Slussen durağında inmeleri gerektiğini söyleyip telefondan durağı bulmasını istedi.
Ben de araya girerek “Turist misiniz? Yardımcı olabilirim” dedim. Turist olduklarını söyledikten sonra bir daha benimle hiç konuşmadılar. Slussen’e geldiğimizde de tek kelime etmeden trenden inip gittiler.
Şunu açıkça ifade etmek gerekir: Başta İsveç olmak üzere Avrupa’da yaşayan, Anadolu kökenli gurbetçiler; TIR şoförleri dahil Türkiye’den kim gelirse gelsin çok yakından ilgilenir.
Yolda gördükleri Türk turistlere yardım etmek için de ellerinden geleni yaparlar.
Ancak son zamanlarda Türkiye’nin büyükşehirlerinden Avrupa’ya gelen yeni nesil bir kitle var.
Onlar biraz daha bireysel yaşamayı ve toplumdan uzak durmayı tercih ediyor.
Sonuç olarak; Türkiye’den Avrupa’ya gezmeye gelen insanlara gurbetçilerin %90’ı sahip çıkar.
Münferit birkaç olay yaşayan içerik üreticileri ise muhtemelen yüksek izlenme (tık) almak uğruna olayı abartıyor.
Ben şahsen Norveç, Danimarka, Finlandiya, Almanya ve Avusturya gibi birçok ülkeye gittim.
Bu ülkelerde tanımadığım pek çok Türkçe konuşan gurbetçiyle karşılaştım ve hepsi de bana son derece yardımcı oldu.
Kısacası; istisnalar kaideyi bozmaz.
