Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius, Rusya’yı caydırmak amacıyla Almanya’nın 2039 yılına kadar Avrupa’nın en güçlü konvansiyonel ordusunu kurmayı hedeflediğini belirterek, “Aktif görevdeki askerler, yedek askerler ve sivil personel sayısını artırmaya devam edeceğiz. Bu çerçevede en az 460 bin muharebeye hazır askere sahip olmayı hedefliyoruz” dedi.
Pistorius, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Carsten Breuer ve bakanlık yetkilileri ile birlikte düzenlediği ortak basın toplantısında, Alman Silahlı Kuvvetleri’nin yeni döneme ilişkin yol haritasını açıkladı. Konuşmasına “Dünya daha öngörülemez ve daha tehlikeli hale geldi” sözleriyle başlayan Pistorius, yeni askeri stratejinin temelinin caydırıcılık olduğunu ifade etti.
Bakan Pistorius, Almanya’nın yeni askeri stratejisinin; personel sayısının artırılması, NATO içinde daha fazla sorumluluk üstlenilmesi ve teknolojik yatırımlarla hava savunmasının güçlendirilmesi olmak üzere üç ana başlıktan oluştuğunu açıkladı.
Yeni askeri strateji ve hedefler
Almanya’nın önümüzdeki yıllarda oluşabilecek tehditleri öngörmek ve gerekli önlemleri belirlemek amacıyla ilk kapsamlı askeri strateji belgesini kabul ettiğini belirten Pistorius, sürecin 2029, 2035 ve 2039 yıllarını kapsayan üç aşamada yürütüleceğini söyledi.
Aktif görevdeki askerler, yedek askerler ve sivil personel sayısının artırılacağını vurgulayan Pistorius, “Bu çerçevede en az 460 bin muharebeye hazır askere sahip olmayı hedefliyoruz” dedi. Ayrıca Almanya’nın NATO içinde daha fazla sorumluluk üstleneceğini ve hava savunma sistemlerine ağırlık verileceğini kaydetti.
Pistorius, İHA sistemleri ve hava savunma teknolojilerinin öncelikli alanlar arasında yer alacağını ifade ederek, uzun vadede yapay zekâ destekli sistemlerle ordunun teknolojik üstünlüğünün artırılmasının hedeflendiğini söyledi.
“Stratejik hedeflere ulaşmak için tüm askerlerin şartlarını iyileştireceğiz” diyen Pistorius, bürokrasinin azaltılacağını ve askeri yapının modernize edileceğini de belirtti. Konuşmasının sonunda, “Barış ve özgürlük artık kendiliğinden var olan değerler değil, savunulması gereken değerlerdir” ifadelerini kullandı.
Rusya’nın ana tehdit olarak tanımlandığı strateji belgelerinde, Moskova’nın NATO ile olası bir çatışmaya hazırlandığı, hibrit yöntemler ve siber saldırılarla Batı’yı hedef aldığı değerlendirmesi yer aldı. Belgelerde ayrıca Rusya’nın NATO’nun bütünlüğünü zayıflatmayı amaçladığı ve ABD’nin Avrupa’dan uzaklaşmasını hedeflediği iddialarına yer verildi.
ABD’nin NATO için vazgeçilmez bir müttefik olduğunun vurgulandığı belgelerde, Washington’un Avrupa ülkelerinden daha fazla savunma sorumluluğu üstlenmelerini beklediği de ifade edildi. Bu nedenle Almanya’nın Avrupa-Atlantik güvenliğinde daha aktif rol alması gerektiği kaydedildi.